19 Ocak 2019 Cumartesi

ÖYKÜ


EMİR NAME’YLE EVLENECEK Mİ?
Emir, Yeni Boğaziçi köyünde oturan genç, havalı, paralı bir delikanlı…  Uzun boylu, atletik, esmer, yeşil gözlü, otuzuna yakın… Yakışıklı olduğu için genç kızların yüreğini hoplatıyor, çapkın çocuk… Name, Mağusa ’da yaşayan, gelecek hayalleri olan güzel, etine dolgun, sarışın bir kadın… Başarısız bir evlilik deneyimi ardından ayrılmış, ailesinin yanına dönmüş; çocuğu yok, yeni bir evlilik hayali kuruyor; o da diğer kadınlar gibi anne olmak istiyor. Aralarında söz kesmişler… Name, Emir’i evliliğe ikna etmeye çalışırken, Emir sürekli kaçamak yanıtlar vererek uzatmalı bir aşk ilişkisi peşinde…
Name: Evet, anlat bakalım Emir? Evlendikten sonra nereye taşınacağız? Beni ne doktorlar, mühendisler istedi de gitmedim… Doğrusu, bana prenses hayatı yaşatacaksın diye ümit ederim. Evlenip kiralarda sürünmek istemem, annem de istemez hem… Damat dediğin elini taşın altına koyar, karısını gül gibi yaşatır der… E, ne yapacağız, nereye yerleşeceğiz evlenince?
Emir: Name ’cim Yeni Boğaziçi’nde babamın bir dönüm arazisi var, orayı ilerde inşaat şirketine vereceğiz, on katlı apartman yapacak, bize de üç tane daire verecekmiş… Bekleriz.
Name: Neyi beklersiniz?
Emir: Emirnamenin iptalini bekleriz… Hükümet Mağusa’yla İskele ’de apartman yapılmasın diye bir emirname çıkaracakmış, karar iptal edilsin de bizim arazi değerlensin diye bekleriz.
Name: Bana ne hükümetten, emirnameden! E, bizim evliliğimiz ne olacak, ne zaman evleneceğiz Emir biz? Ben senin umurunda mıyım? Bizim evliliğimiz hükümete mi bağlıdır yani? (Ühü ühü ühü…)
Emir: Ağlama aşkım, tabi ki umurumdasın, hem de her zaman… Ama her şeyin bir sırası var, her şey hal usul inan… Acele evlenip de ne yapacağız? Şeker suya mı düştü?
Name: Acele evlenip de ne yapacakmışız, lafa bak! Otuz beş yaşıma geldim Emir Bey! Ne zaman anne olacağım ben? Yaşım geçiyor yaşım!
Emir: Yahu, biraz geç anne olursan ne olur tatlım? Hem hayat tecrüben arttığı için daha iyi bakarsın çocuğumuza, muntazam ilgilenirsin, ihtiyaçlarını daha kolay giderirsin.
Name: Ben ev ve çocuk isterim, artık evlenelim derim; sen sonra anne ol dersin… Nasıl anlaşacağız biz Emir?
Emir: Ne demek nasıl anlaşacağız aşk böceğim?  Bak hükümete, dörtlü koalisyon kurdular, gül gibi geçinip gidiyorlar... Biz iki kişi mi anlaşamayacağız?
Name: Aklını hükümetle bozmuşsun sen Emir, hükümeti düşündüğün kadar beni düşünmüyorsun! İki de bir de lafı getirip hükümete, icraata bağlıyorsun. Ben seninle evlenemem Emir, söz yüzüğümüzü atacağım ben, al istemem artık!
Emir: Canım, aklını mı kaçırdın sen Allah aşkına? Bir emirname ve evlilik konusunun aramızda bu kadar büyük bir soruna yol açacağını tahmin edemezdim… En sonunda bu da oldu.
Name: Vallahi senin ipinle kuyuya inmem ben! Bu memleket kırk senede kırk hükümet gördü, biri yapar, öbürü bozar… Emirname iptal olacakmış da arazi değerlenecekmiş de, ölme eşeğim ölme beni yollarda koyma!  Bu memlekette yarın ne olacak belli değil, belirsiz bir gelecek istemiyorum, zengin koca bulmaya gidiyorum ben Emir Bey, hadi hoşça kal!

Yazan: Serkan Sürek / 
Yayın: Tantana Mizah Dergisi, Sayı:85
Tarih: 12.12.2018

17 Ocak 2019 Perşembe

KARİKATÜR

Yayın: Yeni Bakış Gazetesi


Σχετικά με μένα

Σχετικά με μένα

Σχετικά με μένα

Ο Serkan Sürek γεννήθηκε το 1973 στη Σμύρνη. Από το 1997 διδάσκει γεωγραφία στη Βόρεια Κύπρο. Είναι παντρεμένος και έχει δύο παιδιά. (Βόρεια) Τα κινούμενα σχέδια του έχουν δημοσιευθεί σε πολλές εφημερίδες από το 2003 στην Κύπρο. Παγκόσμιους πολέμους το 2009! άνοιξε την πρώτη του προσωπική έκθεση καρτούν. Είναι μέλος του Συνδέσμου Τουρκοκυπρίων Cartoonist. Υπάρχουν 5 διεθνή βραβεία. Ο γελοιογράφος είναι γνωστός στη Βόρεια Κύπρο με ζωντανά σχέδια καρτούν με πορτρέτο. Το Bıcırıklar έχει σχεδιάσει τη σειρά κινουμένων σχεδίων κινούμενων σχεδίων Deli Mesut. Γράφει ιστορίες χιούμορ. Προετοιμάζει μια σελίδα με το όνομα του "Cartoon Workshop" για περίπου 2 χρόνια στην εφημερίδα Yeni Bakiş. Πρόσφατα ετοιμάζει μια σελίδα εργαστηρίου χιούμορ για το εβδομαδιαίο περιοδικό Tantana Mizah. Σχεδιάζει καρικατούρες στην πολιτική ατζέντα της Κύπρου και γράφει ιστορίες χιούμορ.



10 Ocak 2019 Perşembe

ÖYKÜ




KARPAZ OTONOM EŞEK YÖNETİMİ
Cengiz Bey, arabasıyla polis barikatına yaklaştı. Barikat gönderinde, yeşil bayraktaki siyah eşek figürü dalgalanıyordu. Polis, otomatik bariyerle yolu kapadı. Cengiz Bey, kimliğini polise uzattı. Polis, sürücünün kimliğini inceledi ve  “geçebilirsin” anlamında başını sallayıp kuyruğunu sağa sola doğru hızlıca savurdu. Cengiz Bey, arabasının vitesini takıp hareket etti, Karpaz tarafına doğru yoluna devam etti.
xxx
Karpaz Milli Parkındaki eşekler bir turizm değeri olarak ülke tanıtımında kullanılıyordu ve güya devlet koruması altındaydılar. Ancak özgür eşekler aslında çaresiz ve perişanlardı. Zavallı hayvanların korunacakları ne bir ahırları vardı, ne de onlara düzenli yem veren bakıcıları… Karpaz ’da bardağı taşıran son damla, eşeklerle ilgili bir haber oldu. Haberde; Karpaz eşeklerinden iki tanesinin açlıktan ve hastalıktan öldüğü, ilgisizlik nedeniyle ölü eşeklerin on gün sonra bulunduğu yazıyordu. Haberi gazeteden okuyan Kara Kaçan çok sinirlendi:
“Arkadaşlar, yeter! Artık insanlarla onların anladığı dilden konuşacağız. Karpaz ’da kaderimize terk edilmiş durumdayız! Sadece biz değil; bu yöredeki insanlar da aynı kötü koşullarda yaşıyor. Bundan kurtulmanın tek bir yolu var: Bağımsızlık! Hepimiz, birlik olacağız, yöre insanının da desteğini alıp otonom bir yönetim kuracağız. Başka çare yok! Kurtulmak yok tek başına, ya hep beraber, ya hiçbirimiz!” dedi. Bütün eşekler anırarak, bu büyük isyanı selamladı. Bu direniş; yörede olacakların önemli bir habercisiydi. Eşeklerden Uzun Kulak bir soru sordu: “Kara Kaçan, bu isyanı elbette destekleyeceğiz. Peki, bunu nasıl başaracağız?” . Kara Kaçan yüksek ve kararlı bir sesle: “Öncelikle bizi hapseden dikenli tellerden kurtulacağız.  İnsanların dilinde broşürler hazırlayıp isyanımızın gerekçelerini onlara anlatacağız. Onları örgütleyip isyanı tüm Karpaz’ a yayacağız, Karpaz Otonom Yönetimi’ni kuracağız. İşte, o zaman gerçekten özgür olacağız” dedi. Eşeklerin anırması coşkuyla iki katına çıkmıştı.
Ertesi gün hemen harekete geçtiler. Dikkat çekmemek için gece çalışıyorlardı. Öncelikle kendilerini çeviren dikenli telleri kopardılar. Hiç kimse, onlardan şüphelenmedi, Karpaz’da eşeklerin ciddi işlere girişip “otonom yönetim” kurmak isteyeceği kimin aklına gelebilirdi ki? Eşeklerden İnatçı, isyanın 14. gecesi Dipkarpaz Köyüne ulaşmıştı. İnatçı, kendilerini çok seven 12 yaşındaki Pembe’nin evine geldi, evlerinin kapısına hafifçe vurdu ve uzunca anırdı. Yatağından uyku sersemi kalkan Pembe kapıyı açtı, İnatçı’yı tanımıştı: “Burada ne arıyorsun İnatçı? Sen bu kadar yolu nasıl yürüdün?” dedi. İnatçı gözlerini açıp konuşmaya başladı:  “ Dinle Pembe, biz eşekler hep beraber bir isyan başlattık. Karpazdaki tüm köyleri de bu isyana katmak istiyoruz. Karpaz’ı otonom bir yönetime dönüştüreceğiz” dedi.  Küçük Pembe şaşırdı: “Otonom yönetime mi? Peki, insanları nasıl ikna edeceksiniz?” dedi. İnatçı: “ Bunun için broşürler hazırlayıp isyanımızın gerekçelerini açıklayacağız. Bize yardımcı olmanı istiyoruz” dedi. Pembe, her şeyi ertesi sabah, babasına anlattı. Babası kızının anlattıklarından çok etkilenmişti: “ Kızım, bu anlattıkların gerçek mi? Eşek, gerçekten konuştu mu? Ne dedin sen? Otonom yönetimi mi kurmak istiyorlarmış ?” dedi, hayret ederek. Pembe: “Baba, yemin ederim doğru söylüyorum. Eşek konuştu, çaresiz kaldıkları için bizim anlayacağımız dilden konuşmak zorunda kaldıklarını söyledi ve bağımsızlık planlarını anlattı” .“ Kızım, eşekler haksız da sayılmazlar” dedi babası. “Biz Karpazlılar, 50 senedir hep üvey evlat ilgisi gördük. Devletin gözünde Karpaz, hep sürgün yeri oldu. Öğretmen, doktor, memur ayrılacağı günün hesaplarını yaptı hep” dedi. “Bu yörede iş olmadığı için çalışamadık, fakirlik belimizi büktü” diye konuştu sesi titreyerek. “Tamam, kızım” dedi. “Artık kendi çözümlerimizi kendimiz yaratmalıyız. Bizim de bu zavallı eşeklerden pek bir farkımız yok. Devlet bizi gözden çıkardığına göre, biz de eşeklerle beraber ayrı bir otonom yönetim kurmalıyız, eşeklere sonuna kadar destek olacağız”, dedi. İki ayın sonunda Karpaz yöresindeki tüm köyler sessizce örgütlenmişti. Otonom bir yönetime kavuşma hayali, herkesi heyecanlandırmıştı.  Köylüler, bir yandan otonom yönetim hazırlıklarını yürütürken öte yandan eşeklerle ilgilendiler. Onların barınma, beslenme ve sağlık sorunlarını çözdüler. Fiziki olarak toparlanan hayvanlar, boğa kadar güçlendiler. Köylüler, imece usulü çalışarak, Karpaz Yarımadasının kuzeyinden güneyine kadar dikenli sınır telleri çektiler. Karayolları üzerinde barikatlar kurdular, polis kontrol kulübeleri oluşturdular. Kıbrıs’ı ortasından ikiye ayıran “Yeşil Hat” tan sonra bir de Karpaz Yarımadasını ayıran bir sınır oluşmuştu. Artık ok yaydan çıkmıştı, Karpaz ayrılıyordu.
Eşekler, tüm Karpaz köylülerini, Balalan Köyünde topladılar. Yaklaşık on beş bin kişinin toplandığı heyecanlı bir kalabalık vardı. Eşeklerin lideri cesur Kara Kaçan kürsüye çıktı, mikrofona yaklaştı: “Sayın Karpazlılar” dedi. “Yaklaşık iki aydır sürdürdüğümüz hazırlıkların sonuna geldik. Bu süre içinde insan ve hayvan dayanışmasıyla nelerin başarılabileceğini herkese gösterdik. Yarın, 1 Mayıs 2024 tarihinde Karpaz sakinleri olarak bağımsızlığımızı ilan edeceğiz. Artık Karpaz Otonom Yönetimi çatısı altında yaşayacağız, hepimize hayırlı olsun” .Halk, coşku ve tezahüratlar eşliğinde “en büyük başkan, Kara Kaçan” diye tempo tutmaya başladı. Kalabalığın en önünde bulunan Kemal Bey, Kara Kaçan’a doğru yaklaştı, elinde Karpaz’ı temsil eden kolye şeklinde büyük bir anahtar vardı: “ Kara Kaçan Bey, bu direnişi siz eşekler başlattınız. Bu ayrı yönetimin doğuşunda emekleriniz çok büyüktür. Biz sizin yönetiminiz altında yaşamayı istiyoruz. Lütfen bu isteğimizi kırmayın ” dedi. Karpaz’ı temsil eden anahtar kolyeyi Kara Kaçan’ın boynuna taktı. Kara Kaçan halka baktı, tezahürat büyüktü, herkes bunu istiyordu. Eşekler de memnundu. Karakaçan sırıttı, bu kararı onaylar gibiydi, kendinden emin bir şekilde konuştu: “Biz eşeklere duyduğunuz güven için hepinize çok teşekkür ederiz. Bizim yönetimimizde hepiniz özgür ve mutlu yaşayacaksınız, hepimize hayırlı ve uğurlu olsun” dedi.
xxx
Cengiz Bey, seyahatinin sonunda nihayet Apostolos Andreas Manastırı meydana geldi, aracını durdurdu. Karpaz Otonom Eşek Yönetimi ilanının üzerinden on sene geçmişti. Otonom Yönetimin lideri Kara Kaçan üç sene önce ölmüştü. Karpazlılar ona olan bağlılıklarını göstermek için büyük bir heykelini yapıp meydana dikmişlerdi. Eşek heykelinin önüne gelen Cengiz Bey, saygıyla eğilip diz çöktü, lider Kara Kaçan heykelinin gözlerine bakarak: “Kara Kaçan, seni saygıyla anıyorum. Karpaz’ın kalkınmasında, büyük fedakârlıklarda bulundun, Karpaz senin idarende sonra çok gelişti. Karpaz yöresinde devletin var olduğunu, herkese hissettirdin, Allah senden razı olsun” dedi. Cengiz Bey, Kuzey Kıbrıs’ta yaşayan, icraat yapmayıp konuşan, mevkii ve menfaat düşkünü politikacılardan bıkıp usanmış bir vatandaştı. Ülkesinin dibe vurduğunu, devletinin hizmet veremediğini görüyordu. Diz çöktüğü yerden kalktı, ağır adımlarla arabasına doğru yürürken birden geriye döndü ve Kara Kaçan’ a doğru son kez seslendi:
-“İnşallah bir gün Kuzey Kıbrıs’ı da siz yönetirsiniz!”

Yazan: Serkan Sürek
Yayın: Tantana mizah dergisi
Sayı: 84, Tarih: 5.12.2018

9 Ocak 2019 Çarşamba

KARİKATÜR RÖPORTAJ

Kapak  : Kıbrıs Gazetesi Yeni Ekran eki 2013

Yayın : Kıbrıs Gazetesi, Yeni Ekran eki röportaj 2013

ÖYKÜ

EMİR NAME’YLE EVLENECEK Mİ? Emir, Yeni Boğaziçi köyünde oturan genç, havalı, paralı bir delikanlı…  Uzun boylu, atletik, esmer, yeşil ...